Tiroit Kanseri Sıklığı 3 Kat Arttı: Kadınlarda Risk 4 Kat Fazla

Tiroit kanseri vakaları son 40 yılda 3 kat artış gösterdi. Kadınlarda 4 kat daha sık görülen sinsi hastalıkta erken tanı ömür boyu ilaç kullanımını önlüyor.

11 Eyl 2026 - 17:31 YAYINLANMA
Tiroit Kanseri Sıklığı 3 Kat Arttı: Kadınlarda Risk 4 Kat Fazla

Tiroit bezi hücrelerinin kontrol dışı çoğalmasıyla gelişen tiroit kanserinin toplumdaki yaygınlığı artış gösteriyor. Yapılan araştırmalar, son 40 yıllık süreçte hastalığın görülme oranının 3 katına çıktığını ortaya koyuyor. Çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları ve obezite bu yükselişte rol oynarken, gelişmiş görüntüleme teknolojileri sayesinde şüpheli nodüllerin erken evrede saptanması da vaka sayılarındaki artışın tespit edilmesini sağlıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, herhangi bir şikayeti bulunmayan risk grubundaki kişilerin bile düzenli ultrason taraması yaptırması gerektiğinin altını çiziyor.

Boyundaki Her Şişlik Kanser Midir ve Türleri Nelerdir?

Boynun ön bölümünde, soluk borusunun hemen üzerinde konumlanan kelebek formundaki tiroit bezi; vücut ısısının dengelenmesinden kalp ritmine ve metabolizma hızına kadar birçok temel fonksiyonu düzenleyen hormonları üretir. Bu dokuda kontrolsüz hücre çoğalması gerçekleştiğinde tiroit kanseri tablosu ortaya çıkar. Toplum genelinde son derece yaygın gözlenen tiroit nodüllerinin yalnızca küçük bir kısmı kötü huylu özellik taşır. En sık rastlanan ve genellikle yavaş bir seyir izleyen tür papiller tiroit kanseridir. Buna karşın daha hızlı ilerleyen anaplastik tip çok daha yüksek ölüm riskine sahiptir ancak papiller tipe oranla oldukça nadir görülür. Hormon üretmeyen hücrelerden kaynaklanan bir diğer tür ise medüller tiroit kanseri olarak sınıflandırılır.

Kadınlarda Görülme Sıklığı ve Risk Faktörleri Nelerdir?

İstatistiksel veriler tiroit kanserinin kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla ortaya çıktığını göstermektedir. Kadınlardaki bu yüksek oranın kesin nedeni tam olarak gösterilememekle birlikte birtakım hormonların ve otoimmün rahatsızlıkların etkili olduğu değerlendirilmektedir. Hastalığın tek bir sebebi olmamakla birlikte iyot yetersizliği temel risk unsurlarından biridir. Bu nedenle karalahana gibi vücuttaki iyot emilimini olumsuz etkileyen besinlerin aşırı tüketiminden kaçınılması gerekmektedir. Sağlıksız beslenme düzeni, tütün kullanımı ve obezite de risk katsayısını artırır. Çocukluk döneminde radyoterapi görmüş bireyler ile ailesinde guatr veya tiroit kanseri geçmişi olanlar yüksek risk grubunda bulunur.

Sinsi İlerleyen Hastalık Hangi Belirtilerle Ortaya Çıkar?

Tiroit bezinin boyun kaslarının altında yer alması, kitle büyümeden dışarıdan fark edilmesini güçleştirir. Tümör çevre dokulara yayılmadığı sürece belirgin bir rahatsızlık vermeyebilir. Bu sebeple hastalık çoğunlukla rutin sağlık taramalarında ya da farklı şikayetlerle yapılan tetkiklerde tesadüfen saptanır. Kanserli doku büyüdükçe hastalarda boyun bölgesinde belirgin şişlik, ses kısıklığı veya çatallanması, yutkunma zorluğu, nefes darlığı ve baskı hissi gibi semptomlar gelişir. Bu fizyolojik belirtiler belirdikten sonra tedavi süreçleri daha karmaşık bir hal alabildiği için şüpheli nodüllerin semptom vermeden tespiti kritik önem taşır.

Tanı Sürecinde Biyopsi ve Erken Evre Cerrahi Tedavisi

Ultrasonografi incelemesinde şüpheli nodül tespit edilen hastalarda kesin tanı için biyopsi işlemine başvurulur. Biyopsi sonucunun kötü huylu dokuyu işaret etmesi halinde, kanser hücresi vücuda yayılmadan ameliyat planlaması yapılır. Erken tanı sağlanan vakalarda yalnızca tiroit bezinin etkilenen tarafının çıkarılması yeterli olabilir. Bu yöntem, hastaların yaşam boyu hormon ilacı kullanma zorunluluğunu ortadan kaldırırken halk arasında atom tedavisi olarak bilinen radyoaktif iyot uygulamasına olan ihtiyacı da azaltır. İleri evrelerde ise tüm tiroit bezi ile birlikte lenf nodlarının da çıkarılması gerekir. İleri evre operasyonları daha uzun sürer, komplikasyon riski yüksektir ve hasta ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalır.

Cerrahi Yöntemlerin Başarısı ve İyileşme Süreci

Erken safhada teşhis edilen vakalarda cerrahi müdahale tedavinin ilk ve en etkili adımını oluşturur. Güncel tekniklerle gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda hastaların yaşam süreleri kısıtlanmadan başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Cerrahi işlem boyun bölgesinin ön kısmında açılan yaklaşık dört santimetrelik küçük bir kesi üzerinden tamamlanır. Hastalar operasyonun ertesi günü taburcu edilerek yaklaşık 3-4 gün içerisinde günlük rutinlerine dönüş sağlayabilirler. Deneyimli uzmanlarca gerçekleştirilen operasyonlarda komplikasyon gelişme oranı son derece düşüktür.

Tiroit bezi rahatsızlıkları ve nodülleri geçmişten bu yana toplumda sıkça karşılaşılan sağlık sorunları arasında bulunmaktadır. Ancak son 40 yılda tanı teknolojilerindeki hızlı gelişim, yüksek çözünürlüklü ultrasonografi cihazlarının yaygınlaşması ve ince iğne aspirasyon biyopsisinin standart bir prosedür haline gelmesi, daha önce fark edilemeyen küçük boyutlu kanserli nodüllerin erken aşamada yakalanmasını sağlamıştır. Bu durum, istatistiklerdeki vaka artışının önemli sebeplerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Tiroit kanserinde erken teşhis, hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ve ömür boyu sürecek ilaç bağımlılıklarını önleyen en temel faktördür. Özellikle ailesinde tiroit hastalığı öyküsü bulunanların ve geçmişte radyasyona maruz kalmış kişilerin hiçbir semptom göstermeseler dahi düzenli ultrason taramalarından geçmesi hayati önem taşır. Mevcut tiroit nodülleri bulunan bireylerin ise takip süreçlerini aksatmadan hekim kontrolünde kalmaları gerekmektedir.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: